2 Aralık 2011 Cuma

14.gün / trenle volvograd'a 1.bölüm

Mehmet'le trenimizi buluyoruz. Maalesef gecikme veriyorlar. Tren gece 00:00'da kalkacak. Peki öyle olsun. Kırmızı renkli bir tren bu. Tamamı yataklı. Bizdeki gibi, içinde restaurant vagonu yok. Filmlerde gördüğümüz gibi. Dörder kişilik kompartmanlara bölünmüş. Kompartmanlar bir koridora açılıyor. Bu arada registrasya'nın ne işe yaradığını daha iyi anladım. Çünkü,Ruslar bizim alfabeyi okuyamadığından, registrasya kağıdının üzerinden adımızı, soyadımızı, pasaport no' muzu vd. bilgileri  okuyabiliyorlar. Registrasya kağıtlarının üzerindeki adlarımızda Kiril alfabesiyle yazılı olması gerek. Ancak, biliyorsunuz bu kağıtları biz doldurduğumuzdan, her yerde bu konuda sorun çıkıyor. Adımızı bir türlü okuyamıyorlar. Bu tren görevlisi de öyle. Biletimizin kesili olduğu vagon'un girişinde kimlik ve bilet kontrolü yaparken uzun uzun inceliyor. Neyse ki, sonunda vagondan içeri alıyor ve kompartımanımızı buluyoruz. Kompartıman herşeyiyle ikiye bölünmüş, tamamı ahşap ve lake. Herşeyiyle bölünmüş derken aşağıdakilerin bavulunu koyacağı yerlerle yukarıdakilerin ayrı, pencerelerde ki perdeler ayrı. Bizim yataklarımız üstte olduğundan hemen ona göre yerleşmeye başlıyoruz. Bavullarımızı üstteki göze koyuyoruz. Bu arada Ruslar, hemen gene nasıl olduğunu anlayamadığım bir hızla, soyunuup, eşofmanlarını ve terliklerini giymişler. Trenin içi o kadar sıcak ki, herkes t-shirt'le geziyor. Allahtan sabah çantayı toplarken, yanıma aldığım terlikleri, sırt çantasının ayakkabı bölümüne koymuş, ayakkabı kılıfımın içine de temiz çorapları koyarak aynı göze koymuştum. Hemen botlarımdan kurtulup temiz bir  çorap ve  ayakkabı görünümlü ev terliklerimi giyiyorum. Kazağımı da çıkarıp gömlekle kalınca biraz ferahladım. Pantalon ise zaten yumuşak ve rahatsızlık vermeyen bir kumaştan. Ben hazırım. Derken, altımıza Rus aile geliyor. Anne baba ve üç yaşlarında bir erkek çocuğundan oluşuyor. Kadın hemen çocuğun çizgi film kahramanlı yastığını çıkarıyor ve çocuğun ortamı yadırgamamasını sağlıyor. Biz onları rahatça yerleşmeleri ve üzerlerini değiştirmeleri için yalnız bırakıp, Mehmetle koridora çıkıyoruz. 14 saatlik yolculuğumuzda nerede sigara içeceğiz , nereden su ve çay alacağız gibi önemli konuların araştırmasına girişiyoruz. Neyse ki, yasal olarak sigara içebileceğimiz bir küçük yer var. Üstelik de hayli havadar. Buraya sıcaktan çok bunalınca da gelinebilir yani. Çay vd.şeyler ise çok ucuza (30 ruble) vagonun diğer ucunda satılıyor. Tren hareket etmeye başlayınca, ağbim ve Neşe  olsa hemen trenden kendilerini atacakları bir durum gerçekleşiyor. Çünkü ruslar , yiyeceklerini ve içkilerini çıkarıp yatmadan önce atıştırması yapmaya başlamışlar. Ama bu yiyeceklerin çoğu kokularından anlaşılıyor ki; turşu. İçki de, votka ve bira olunca, hele bir de araya sarımsaklı yiyeceklerin kokusu da girince. Hele bir de, içerideki sıcaklık 30 derece olunca , varın gerisini siz düşünün. Üstelik camlarda açılmıyor. En iyisi, soğuğa rağmen kendini sigara odasına atmak. bir müddet sonra kokuya alışmaya başlıyorum. Bu arada, Rus aile çoktan yerleşmiş ve onlar da pencere kenarındaki masaya çilingirlerini kurmuşlar. Bu arada, görevliler, şiltelere sereceğimiz beyaz çarşaflar ve yastık kılıfları ile nevresimleri koymuşlar. Bunları serdikten sonra , artık yatabiliriz derken, koridordaki manzara dikkatimi çekiyor, onu seyretmeye başlıyorum. Volga'nın üzerinden demir köprüden geçiyoruz. Volga donmuş , Samara şehri arkada tıpkı İzmir körfezinin ışıkları gibi giderek uzaklaşıyor, biz ise karla kaplı bir ormana doğru ilerlioruz. Çok geçmeden trenin yaydığı ışıklardan ormanda bir kurt veya çakal görüntüsü beliriyor. Bu manzarayı biraz daha seyrettikten sonra, gömleğimi de çıkarıp, yatağa uzanıyorum ve arkada yer yer orman , yer yer fabrika ışıklarını seyrederek uykuya dalıyorum. Sabah uyandığımda, aşağıda sevimli çocuğu , bilgisayarından çizgi film izlerken buluyorum. Annesi ona bir film açmış o da seyrediyor. Bilgisayardan gelen sesler çok sevimli.

Dostlarım bu dediğim gibi uzun bir yolculuk olacak, 1. bölüm diyelim. Sonra devam ederim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder