Moskova'da ki otelimde bu günlüğü genellikle yazdığım kafedeyim. Az önce, Mehmet'le otelimize gelebildik. Uzun bir yol katettik. Akşam Volvograd'dan Moskova'ya geldik. Mehmet burada bir kaç gün daha kalacak. Onun benimle birlikte yapması gerekmeyen bir işi daha kaldı. Ben ise, Neşe'nin İstanbul'dan benim adıma aldığı sabah 06:40 uçağı ile dönüyorum. Artık, havaalanlarından şehir merkezine nasıl gelinir gidilir onu da öğrendiğimiz için, bu defa hem taksiye büyük paralar ödemeden hem de daha kısa zamanda otele geldik. Gelir gelmez sıcak bir duş, traş ve tekrar temiz giysiler öyle iyi geldi ki. Yaklaşık iki gündür yollardaydık. Bu Ruslar, Moskova'nın dışında sıcaklığı ayarlayamıyorlar. Geldiğimiz uçak, 13 sıralı ve ikili koltuklardan oluşan küçük bir uçaktı. Ama gene çok konforluydu. Yalnız küçük bir sorun, uçağın içi 40 dereceydi. Gerisini düşünün. İner inmez bilet ayarlamaya çalıştık ama dediğim gibi, sabah 06:40 en erken uçak.
Volvograd hakkında sdize fazla yazamayacağım. Zira işimizi çok hızlı hallettik. İstasyondan taksiyle müşteri ve arkasından havaalanı. Şehri ne gezme ne de görme imkanım oldu.
Bu veda yazısında çok bilgiçlik etmek istemiyorum. 14 gündür , şirketin yurt dışında içki içmeme kuralına sıkı sıkıya uydum. Şimdi yarın duty free'den iyi bir rakı almayı haketmiş görüyorum kendimi. Bir de lüfer bulursam şöyle iyisinden, o olmazsa barbun olur, ya da başka biri, Neşe'yi kızdırmayı göze alarak salataya soğanda koyabilirsem eğer, sevgilim ve kızikomla muhteşem bir akşam yemeği yiyeceğim. Dışarıda bildik sesler, kızikomla gene hangi filmi seyretcez tartışması, gene Neşe'nin hekemliğinde kızların galibiyeti, biliyorum üçüncü duble'den sonra bir Türk Kahvesi yapıp içtikten sonra ,ben filme kanapede devam edeyim diyeceğim ve uyuya kalacağım. Sevdiklerimle birlikte uyumak bir çatı altında. Dünyanın en huzurlu şeyi. Gündüz, dışarıda berberimle, ütücüyle karşılaşacağım , bana nerede olduğumu i ne zamandır görünmediğimi soracaklar. Sizler bir telefon ötede olmanız , belki de yılbaşı planları yapacak olmamız, ne güzel değil mi?
Son olarak, bir şey eklemek istiyorum. Reklam gibi olacak ama, buraya gelirken çok soğuk olacağını düşünerek iyi kalite içlik almıştım. Bir kere bile giymedim. Ama Neşe'nin Silk&Cashmir'den aldığı kazağı, 14 gün üzerimden çıkarmadım. Müthiş bir şey, her şeyden önce ağır değil, sizi bunaltmıyor, ama en soğuk zamanda bile sıcak tutuyor. Sıcak ortamlarda ise, vücut ısısını koruyarak vücudunuzun serin kalmasını sağlıyor. Kazak bedeni o kadar güzel sarıyor ki, diğer kazakların verdiği hiç bir rahatsızlığı vermiyor. Herkese tavsiye ederim. (Eğer bunu okuyan Silk&Cashmir çalışanları varsa, bir tane personel indirimli ya da hediye haletmedim mi?)
Hepinize sevgiler, yazılarımı okumanız bana yokluğunuzu aratmadı. Cesaret verdiniz. Eğer hoşunuza gittiyse bundan sonraki blogumun adını belirledim bile. İstanbul Aylaklıkları olacak adı. İstanbul'da yaptığım aylaklıkları anlatacağım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder