2 Aralık 2011 Cuma

13.gün / Samara

Perşembe sabahı otelden çıkışımızı yaptırdık. Samara uçağında iki kişilik biletimizi de aldıktan sonra, Mehmet'le Kievskaya Metro istasyonuna gittik. Çünkü Kievskaya metro girişinin yanında Vnukova havaalanına giden tren istasyonu var. Yolculuk 25 dk.sürüyor. İsterseniz 320 rubleye ekspres bilet alabiliyorsunuz. Kievskaya'dan kalkıp tek durak Vnukova havaalanı olarak sefer yapıyor. UT Air ile uçacağız. Uçağımız 16:20'de, Samara özerk bir oblast olduğundan bizim girdiğimiz bölümde duty free var. Uçağımız oldukça kaliteli , yolcular şık, kadınlarda genellikle kürk var. 16:20'de kalkan uçağımız, 18:30 gibi Samara'ya iniyor. Samara ile havaalanı arası yaklaşık 20-25 km. sık ormanlar ve ara ara volga nehri kıyısını takip ederek gece karanlığında Samara'ya doğru ilerliyoruz. Şehrin girişi Mahaçkala gibi, uzun ve büyük eski bloklardan oluşuyor. Merkeze gelirken gene güzel bir katedral ve park görüyoruz. Biraz daha geçince ise, gene bir parkın ortasında devasa bir roket. Gerçek roket.Taksicinin söylediğine göre  Yuri Gagarin buralıymış, Dört beş otele yer soruyoruz hepsi dolu. Benim içimden geçen oluyor ve tam Volga nehrinin kıyısında , nehre karşı eski bir otelde yer buluyoruz. Otel'de sanıyorum burada bir müzik yarışmasına gelen, 14-15 yaşında kızlar var. Korodorlar bu kızların birbirlerine oda ziyaretleri için koşuşturmaları ile dolu. Bazılarının elinde keman görüyorum. Bizim Zeyneb'in Glee yarışması gibi bir şey olmalı burada. Onun Rus versiyonu herhalde diye düşünüyorum. Odamıza yerleştikten sonra Mehmet'le bir şeyler hem birşeyler atıştırmak hem de biraz yürümek için dışarı çıkıyoruz. Kar yağıyor. Yerler henüz kar tutmaya başlamış. Otelin arkasında ki yamaçta beyaz ev dedikleri ,devasa bir yapı, onun yanında bir park ve Volga'ya küçük bir tepeden bakan , çevresi karların beyaz örtüsü ile kaplı , dev bir katedral var. Çok güzel görünüyorlar. Mehmet'le katedrali takip ederek yamaçtan yukarı yürüyoruz. Bu yolu kesen paralel bir yan yola sapıp, taksiyle gelirken gördüğümüz Mc Donalds'ta bir şeyler atıştırmak istiyoruz. Bu Volga'ya paralel yan yolda yürürken, dikkatimi eski ahşap evler çekiyor. Sokağın görüntüsü hiç bozulmamış Aralarında şehre girerken gördüğümüz çirkin apartman blokları yok. Upuzun yolda tamamen eski ahşap evler, ahşapları da hayli kararmış. Sanırsınız, bizim Garipçe'nin ağababası burada. Öyle bir hava yani. Ben bir yandan fotoğraflarını çekiyorum.

Artık, Mehmet'le ikimiz , evlerimizi özledik, sevgililerimizi, yakınlarımızı, arkadaşlarımızı, o nedenle adımlarımızı sıklaştırıp bir an önce Volvograd ve arkasından da Moskova'ya tekrar dönerek yolculuğumuzu bitirmeyi planlıyoruz. O nedenle Samara'da fazla oyalanmadan hızla işlerimizi bitirip bugün (Cuma) akşam Volvograd'a tren biletlerimizi alıyoruz.Şimdi 14 saatlik bir tren yolculuğu yapacağız. Volga'yı takip ederek. Eskiden okuduğum romanlarda kurduğum hayallerden biri daha gerçekleşecek. Belki de o roman kahramanlarından bir kaçını görebileceğim. Ne dersiniz?

Bugünlük de , bu kadar. Ama tren seyahati uzun ve muhtemelen almış olduğum hat yol boyunca çekecek size bol bol yazarım. Sevgiler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder