Ataşehire yalnızca sevgilimi ziyaret etmeye geldiğimde gördüklerimle yerleştiğim zaman gördüklerim ne kadar birbirinden ayrıydı. Ben işe gidiş gelişlerim ve normal zamanlarda da genellikle toplu taşım aracı kullanıyorum. İstanbula yerleştikten sonra, çok sonra bir gün,işe giderken benimle otobüse Ataşehir'den binenlerden birinin Kapalıçarşı'da altın atelyesi olduğunu, diğerinin-her zaman asık suratlı ve elindeki çantasını sıkı sıkıya tutanın- Mahmutpaşa'da hamile konfeksiyon mağazası olduğunu, bir diğerinin - yaz kış krem pantalon, baharları taba rengi deri ceket , kışları ise uzun kahverengi pardesü giyip, atkı ve şapka ile her zaman sanki hastalıktan korunmaya çalışan yaşlıca adamın- gene Sirkeci'de bir ithalat firmasında çalıştığını, her sabah harem vapurunun önünde elinde çayını yudumlayan seyrek sakallı, çiçek bozuğu suratı olan,aslında zayıf ama akşamcı göbeğine sahip , spor giyimli adamın gene Mahmutpaşa'da ağbisinin deposunu bekleyen biri olduğunu, gene sabahları benden önceki iki üç duraktan birinden binen kızın- her zaman kısa pardesü, çizme, makyaj ve fönlü saçları ile elindeki çantasını sırtına asmak yerine insanı sinir edercesine koluna takarak yürüyen- aslında bir bankanın bireysel pazarlama yetkilisi olduğunu öğrendiğimde , oturduğum ve çalıştığım semtin de ayrıntılarını görmeye başlamıştım.
Bir sabah, otobüsümü kaçırmıştım altın atelyesi olan adamda kaçırmıştı birlikte taksi tuttuk, bir sabah harem vapurunun önünde sigara ve çayını yudumlayan seyrek sakallı adamın meğer çok değer verdiği arabasına çarpmışlar (1998 model honda civic) neredeyse ağlayacaktı, onu teselli ettim. Bir gün çalıştığım şirketi ziyarete gelen banka şubesi müdürünü ziyaret ederken bireysel pazarlama yetkilisi kızla tanıştık, bir gün her zaman hastalıklardan korunmaya çalışan , yaz kış krem pantalon giyen adam arkamda yaşlı ablası ile telefonda ingiltere deki kızından sözediyordu , gıyabında onu tanıdım.
Bütün bunları yapar olduğumda, berberimle bir sonraki randevuyu ayarlar, bir arkadaşımla Beşiktaş balık pazarında randevulaşır, sevgilimin bir arkadaşıyla yeni açılan Amerikan kahvaltısı veren boğazda ki bir yere kahvaltıya gider olduğumda , şehre temas etmeye, kokularını , semtlerinin kendine has binalarını, buluşma yerlerini ayırt etmeye de başlamıştım.
Yani demem o ki; bir şehre turistik ziyarette bulunmak , aslında o şehir hakkında gerçek bir bilgi kazanmamızı sağlamıyor. Belki merakımızı gideriyoruz ama o şehri aslında tanımıyoruz bence, o kadar uzun kalamıyoruz. Ben sevdiğim şehirlerde, bir kaç yıl kalmak , biraz oralı olmak , yukarıda bahsettiğim gibi o şehrin gündelik hayatına temas etmek istiyorum. New York, Paris, Milano , Sicilya gibi belli şehirlerde bir kaç yıl kalmak istiyorum o nedenle. Bunu yapabilen bir arkadaşım var. Ercan yıllardır işi gereği Hindistan,Avustralya,Hong Kong vb bir sürü yerde kaldı. O bakımdan onu çok kıskanmışımdır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder